İçeriğe geç

Kanat Seçimi

Hazırlayan: Rıza Yalvaç

Source text:Yamaç Paraşütü Kanat Seçimi: Mitler ve GerçeklerGirişYamaç paraşütü camiasında pilotlar arasında bazen tehlikeli bir “gaza getirme” kültürü oluşabiliyor. Pilotlar birbirini övgüyle veya meydan okuyarak, güvenli başlangıç kanatları (EN-A veya düşük EN-B sınıfı) yerine daha yüksek performanslı ama daha az pasif emniyete sahip kanatlara (yüksek EN-B, EN-C veya daha üstü) geçmeye teşvik edebiliyor. Bu aceleci geçişler ise ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Bu yazıda, özellikle yeni başlayanlar ve orta seviye pilotlar arasında doğru sanılan yanlış görüşleri ele alacak, yamaç paraşütü kanat sınıflarıyla ilgili mitleri ve gerçekleri ortaya koyacağız. Hangi kanatla başlanması gerektiğini ve ne zaman kanat değiştirmenin uygun olduğunu, pratik tavsiyeler ve aerodinamik açıklamalarla hem başlangıç seviyesindeki hem de deneyimli pilotları tatmin edecek şekilde anlatmaya çalışacağız. Yamaç paraşütü pilotları için en uygun kanat sınıfı hangisi? Birçok pilot, performans arzusu ile güvenlik arasındaki dengeyi bulmakta zorlanır (Kaynak: Flybubble)Kanat Sınıfları ve Pasif GüvenlikYamaç paraşütü kanatları genel olarak EN sertifikasyon sınıflarına göre ayrılır: EN-A başlangıç seviyesini, EN-B orta seviye/intermediate’ı, EN-C ileri seviye sport kanatları ve EN-D ise yüksek performans (yarışma düzeyi) kanatları temsil eder. Bu sınıflar, kanadın belli test manevralarındaki davranışlarına göre belirlenir. Genel kural şudur: Kanadın sınıfı yükseldikçe pasif güvenliği azalır. Pasif güvenlik, bir kanadın pilot hiçbir şey yapmasa bile kapanma gibi istenmeyen durumlarda kendi kendine toparlanabilme eğilimidir; ayrıca kanadın kolay kontrol edilebilir ve normal şartlarda fazla kapanmayan bir yapıda olması demektir. EN-A sınıfı kanatlar en yüksek pasif güvenliğe sahiptir, küçük hataları tolere eder ve kararlı uçuş davranışına sahiptir. Örneğin EN-A başlangıç kanatları, türbülanslı havalarda veya pilot gerginken bile fazla “huysuzluk” yapmayacak şekilde tasarlanmıştır; tepkileri yumuşaktır, pilotaj hatalarına karşı affedicidir. Buna karşılık üst sınıf kanatlar (EN-C, EN-D gibi) çok daha “oynak” olabilir, türbülansta daha fazla sallanır ve pasif stabiliteleri düşüktür. Yüksek performanslı bir kanat daha fazla aktif pilotaj becerisi gerektirir; pilot kanadı sürekli kontrol altında tutmalıdır, aksi takdirde kanat sık sık kapanmalar yaşayabilir.Kanatların tasarım özellikleri de pasif güvenliği etkiler. Örneğin, kanadın aspect ratio (en-boy oranı) büyüdükçe kanadın performansı artar, ancak stabilitesi azalır. Gelişmiş (ileri seviye) kanatların yüzeyi geniş ve ince, kanat uçları (tipleri) oldukça dardır. Bu durum performansı artırırken, kapanma anında o dar kanat uçlarının kolayca düğümlenip (kravat olup) açılmamasına yol açabilir. Nitekim yarışma odaklı veya EN-D sınıfı kanatlar, yere yakın acil durumlarda uçuşu toparlamayı zorlaştırabilecek kravat riskini artırır ve genellikle kalkışta da daha hassas davranırlar. Buna karşın başlangıç ve temel seviye kanatlar daha düşük aspect ratio’ya ve daha yuvarlak bir profile sahiptir; genellikle hücum açısı biraz daha yukarı dönük (“burnu yukarı”), kanopi bombesi (kamburluğu) daha derindir. Bu tasarım, kanadın kendi kendine “bumm bumm” şeklinde sakin bir şekilde uçmasını sağlar, sürekli öne atılıp hızlanarak pilotu zorlamaz. Yani yüksek pasif güvenlikli kanatlar hava boşluklarında öne doğru hamle yapıp kapanmak yerine, fazla müdahaleye gerek duymadan istikrarlı süzülme eğilimindedir. Öte yandan performans odaklı kanatlar, termiği daha iyi hissetmek ve hız kazanmak için öne doğru atılma eğilimindedir; bu da eğer pilot aktif pilotaj ile düzeltmezse ardı ardına kapanmalara yol açabilir.Kısacası, EN-A ve düşük EN-B kanatlar hata kaldırabilen, kendi kendine toparlanma eğilimi yüksek, pilotun işini kolaylaştıran araçlardır. Yüksek EN-B, EN-C ve üstü kanatlar ise daha fazla performans sunsa da, uçuştaki küçük hatalara karşı cezalandırıcı olabilir ve pasif güvenliği düşüktür. Bu nedenle her pilotun kendi seviyesine uygun kanadı seçmesi hayati önem taşır.Performans ve Pilotaj: Pilotun ÖnemiYamaç paraşütünde performans (örneğin daha yüksek hız veya daha iyi süzülüş oranı) elbette arzu edilir, ancak performans artışı genellikle pasif emniyetin azalması pahasına gelir. Birçok pilot, daha üst sınıf bir kanada geçince otomatik olarak daha iyi uçacağını zanneder. Bu, en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biridir. Gerçekte ise asıl belirleyici olan pilotun becerisi ve deneyimidir, kanadı değil. İyi eğitim almış, kendini geliştirmiş bir pilot, başlangıç sınıfı bir kanatla bile havada harikalar yaratabilir. Örneğin tecrübeli bir pilot EN-A kategorisindeki bir kanatla uçarken, daha yüksek performanslı kanat kullanan deneyimsiz pilotları geride bırakabilir: Termikleri daha verimli döner, grubun en tepesine çıkabilir ve onlardan daha uzağa güvenli şekilde gidebilir. Öte yandan, tecrübesiz bir pilot EN-C gibi yüksek performanslı bir kanatla uçtuğunda sürekli tedirgin olur, sık sık acil durumlar yaşar ve ne irtifa kazanabilir ne de uçuşundan keyif alabilir. Bu durum, pilotaj becerisinin ekipmandan daha önemli olduğunun açık bir kanıtıdır.Bir diğer kritik nokta, tüm kanatların –hangi sınıfta olursa olsun– uygun olmayan hava koşullarında veya hatalı pilotajla kapanabileceğidir. Hiçbir kanat “kapanmaz” değildir. EN-A kanatta dahi uçsanız, eğer türbülansa girerseniz kanadınız bir miktar kapabilir; fark şu ki iyi tasarlanmış bir başlangıç kanadı genelde pilot müdahalesi olmasa bile hızla normal uçuş haline dönme eğilimindedir. Fakat pilot olarak her zaman hazırlıklı olmalısınız: Kanadınızın bir parçası kapandığında onu düz uçuşa nasıl geri döndüreceğinizi bilmelisiniz. Bu nedenle, başlangıç seviyesinde bile olsanız, güvenliğiniz için acil durum çalışmaları ve SIV (Simüle Edilmiş Acil Durum) eğitimi almak çok değerlidir. Pasif güvenliği yüksek bir kanat, hatalarınızı bir noktaya kadar telafi eder ancak eninde sonunda en büyük emniyet faktörü pilottur. Düzenli eğitim, pratik ve soğukkanlılık, kanat tasarımının sağlayabileceğinden daha büyük bir güvenlik farkı yaratır.Kanat Değiştirme Zamanı: Ne Zaman Terfi Edilmeli?Yeni başlayan pilotlar genellikle eğitimlerini bitirdikten sonra bir an önce daha “ileri” kanada geçme hevesine kapılırlar. Ancak uzmanlar, acele etmemeniz konusunda hemfikir. Bir eğitmen pilotun tavsiyesi şöyle: Eğitimini yeni tamamlamış bir pilot kesinlikle EN-A (veya eski sınıflandırmaya göre DHV-1) sertifikalı bir kanatla uçmaya başlamalı ve en az 6-12 ay boyunca (düzenli uçuş yaparak) bu seviye bir kanatla kalmalıdır. Bu süre zarfında pilot, temel becerilerini oturtmalı, kalkış-iniş, aktif pilotaj, termik dönme gibi konularda pratik kazanmalıdır. Hatta her hafta en az bir uçuş yaparak 6-12 ay geçirmek, yaklaşık onlarca saatlik uçuş süresi demektir – bu deneyim, bir üst kanada geçmek için gereken altyapıyı sağlar.Peki ne zaman kanat yükseltmeyi düşünmelisiniz? Bunun net bir “X saat sonra” cevabı yok, çünkü herkesin öğrenme hızı ve uçuş koşulları farklıdır. Ancak bazı kılavuz veriler mevcut: Örneğin bazı uzmanlar, 0-50 saat arası uçuş tecrübesi olan pilotların yüksek EN-A veya düşük-orta EN-B bir kanatla becerilerini geliştirip ilerlemesini tavsiye ediyor. 50 saat civarı termikli uçuş deneyimine ulaştıktan sonra (ya da yaklaşık 100 saat yelken/sırtüstü uçuşu), eğer pilot artık mevcut kanadının çok ağır ve tepkisiz kaldığını, yeterince hız ve performans vermediğini düşünüyorsa orta ya da yüksek EN-B bir kanada geçmeyi düşünebilir. Bu genellikle pilotun artık daha uzun mesafe (XC) uçuşlarına ilgi duymaya başladığının işaretidir, ancak hâlâ pasif güvenliğe ihtiyaç duyduğu bir aşamadır.Orta seviye bir kanat olan EN-B’de de aslında oldukça geniş bir yelpaze vardır: “Low-B” (düşük EN-B) denilen modeller başlangıç seviyesine yakın emniyete sahipken, “High-B” (yüksek EN-B) modeller performans olarak EN-C’lere yaklaşabilir. Pilotlar EN-B kanatta epey vakit geçirmelidir; bir kaynak, EN-B bir kanadın sunduğu yetenekleri tam anlamıyla kullanabilmek için 150 saatlik uçuş gerekebileceğini, bu kanadın pilotun hatalarını büyük ölçüde affederek uçuşa devam edeceğini belirtmiştir. Bu süre zarfında mümkünse bir SIV kursu alınmalı, birkaç dostluk yarışmasına ve birçok mesafe uçuşuna katılınmalıdır. Tüm bu tecrübelere aynı kanatla imza attıktan sonra, pilot artık gerçekten kanadının limitlerine ulaştığını hissediyorsa bir üst sınıfı düşünmek daha sağlıklı olacaktır.EN-C sınıfı kanatlara geçiş, çok daha ciddi bir adımdır. Genel tavsiye, ancak düzenli ve deneyimli bir pilot olup, en az 75 saat termik uçuş biriktirdikten ve birkaç yıllık kazasız-belasız uçuş geçmişine sahip olduktan sonra EN-C kanat düşünmeniz yönündedir. EN-C kanatlar, pilotaj hatalarına karşı daha hassastır; yanlış bir kumanda girişi toparlanmayı geciktirebilir, bu yüzden EN-C kullanacak pilotların SIV eğitimlerini güncel tutmaları ve dönüşler, spiraller, asimetrik kapanmalar gibi manevraları gerçekten hakim bir şekilde yapabiliyor olmaları önerilir.EN-D ve üstü (CCC yarışma kanatları) ise sadece çok üst düzey pilotlar içindir. Kriterler genellikle yılda en az 100 saat termikli uçuş yapmak, uçuştaki ince detaylara doğal bir yatkınlık göstermek şeklinde belirtilir. EN-D ile gelen performans artışı, güvenlik kaybına değer mi sorusu bile tartışmalıdır; ancak bir pilot gerçekten her hafta sonu uzun mesafe uçuyor, yarışmalarda derece kovalamaya başlamış ve yüksek hızlı “iki liner” kanatların gerektirdiği aktif pilotajı içgüdüsel olarak yapabiliyorsa, o zaman bu sınıf düşünülebilir deniyor. Yine de bu seviyede bile birçok tecrübeli pilot, bir alt sınıf kanatla uçup daha geniş bir güvenlik payı bırakmayı tercih etmektedir.Özetle, kanat terfisi için aceleye gerek yoktur. En iyi kural, kendinizi hazır hissettiğinizden bir kademe daha kolay kanat uçurmanızdır. Bir başka deyişle, “yapabileceğinizi düşündüğünüzün bir alt sınıfı kanat seçmek”, kanat riskini güvenli bölgeye çekmenin en garanti yoludur. Böylece sınırlarınızı kanat tarafından değil, dış koşullar tarafından belirlersiniz; daha zorlu hava şartlarında veya farklı uçuş alanlarında deneyim kazanırken, kanadınız ekstra bir risk faktörü olarak karşınıza çıkmaz.Doğru Bilinen Yanlışlar ve GerçeklerYamaç paraşütü pilotları arasında kulaktan kulağa yayılan veya doğru sanılan bazı yanlış bilgiler vardır. İşte bu mitlerden bazıları ve gerçekler:Yanlış: “Başlangıç kanadı (EN-A) çok kısa sürede yetmez hale gelir, hemen elden çıkarıp daha performanslı bir kanada geçmek lazım.” Gerçek: Modern EN-A kanatlar şaşırtıcı derecede iyi performans sunar. Yokuşu tırmanmak (termik dönmek), uzun mesafe uçmak gibi hedefler başlangıç kanadıyla da mümkündür. Asıl belirleyici faktör pilotun becerisidir; bugünün EN-A kanatları, 90’ların yarışma kanatlarından daha iyi süzülüş ve hıza bile sahip olabilir. Aceleyle kanat yükseltmek yerine kendi sınırlarınızı kanatla zorlamak ve tam olarak ustalaşmak daha doğrudur.Yanlış: “Daha yüksek performanslı bir kanat alırsam uçuşlarım otomatik olarak iyileşir; mesafeleri ancak böyle yaparım.” Gerçek: Daha iyisi değil, size uygun olan kanat sizi ilerletir. Yüksek performanslı kanatlar, onları tam kapasite kullanabilecek pilotlar için avantaj sağlar. Deneyimsiz bir pilot, üst seviye bir kanatta sürekli kapanma ve sıkıntı yaşarken; iyi bir pilot basit bir kanatla güvenli ve etkili uçuş yapabilir. Performanslı kanat, doğru ellerde bir araçtır ama tek başına mucize yaratmaz. Aslında pasif güvenliği yüksek bir kanatla uçmak, size hatalarınızdan öğrenme ve ortalama koşullarda dahi uçuşunuzu geliştirme fırsatı verir. Uçuşlarınızı asıl iyileştirecek şey pratik yapmak ve deneyim kazanmaktır, kanat değil.Yanlış: “Arkadaşlarım/filanca pilot EN-C (veya yarışma kanadı) ile uçuyor, ben neden uçmayayım? Onlar yapıyorsa ben de yaparım.” Gerçek: Her pilotun gelişim süreci ve yetenek seti farklıdır. Peer pressure (çevre baskısı) ile üst sınıfa geçmek, en sık yapılan hatalardandır. Sizin eğitmeninizin veya tecrübeli pilotların önerileri, arkadaş gazından daha sağlıklı olmalıdır. Uçuşta güvende hissetmek ve özgüveninizi korumak için, kendi seviyenize uygun kanatta kalmanız gerekir. Aksi halde, kapasitenizin üzerindeki bir kanat sizi sürekli tedirgin ederek uçuş sevginizi bile yok edebilir. Nitekim yanlış kanat seçimi yapan bir pilot şanslıysa sadece korkup uçuşu bırakma noktasına gelir, şanssızsa kaza kırım yaşayabilir. Hiçbir kanat, arkadaşınızın gazından daha değerli değildir – önemli olan sizin emniyetiniz ve kademeli gelişiminiz.Yanlış: “X pilotu çok iyi uçuyor çünkü çok iyi bir kanat almış. Ben de o kanadı alırsam onun gibi uçarım.” Gerçek: Bu bakış açısı, pilotaj yerine ekipmana gereğinden fazla kredi vermektir. Elbette iyi bir kanat performans sağlar, ancak bahsedilen “çok iyi uçuş”, büyük oranda pilotun deneyimi, karar verme becerisi ve refleksleri sayesinde gerçekleşir. Deneyimli pilotlar zamanla şunu öğrenir: uçuş kalitesini belirleyen asıl unsur kendileridir. Marka veya model farkı ikincil plandadır. Dolayısıyla bir başkasının iyi uçuşunu sadece ekipmana bağlamak yanlıştır. Siz aynı kanadı alsanız bile, aynı sonucu almak için onun kadar tecrübeli olmanız gerekir. Bu miti besleyen şey, yeni pilotların kendi seviyelerini tam değerlendirememesi ve mucizeyi ekipmanda aramasıdır.Yanlış: “EN-B sertifikalıysa yeterince güvenlidir, sonuçta B kanat işte. Tüm B’ler birbirine yakındır.” Gerçek: EN sertifikası, kanadın belli test koşullarındaki davranışını gösterir ancak kanadın genel karakterini tam anlatmaz. Özellikle yüksek EN-B diye tabir edilen bazı modeller, EN-C sınırına yakın agresiflikte olabilir. Örneğin Gin Carrera modeli EN-B sertifikalı olmasına rağmen, yüksek aspect ratio’su ve keskin tepkileriyle adeta EN-C spor kanat gibi davranır; Nova Mentor veya Advance Iota gibi daha “uslu” EN-B’lerden belirgin şekilde farklıdır. Yani her EN-B kanat aynı emniyete sahip değildir. Sertifikanın bizi yanılttığı noktalar olabiliyor; üreticiler bazen kanatları sınıf sınırlarında zorlayarak daha yüksek performansı kağıt üstünde daha düşük sınıfa sığdırabiliyor. Bu yüzden kanat seçerken sadece EN harfine bakmak yerine, o kanadın kullanıcı profiline ve bağımsız inceleme yorumlarına da bakılmalı.Yanlış: “Benim kanadım hiç kapanmıyor, çok stabildi; o yüzden pilotaj konusunda ekstra bir şey yapmama gerek yok.” Gerçek: Eğer kanadınız gerçekten hiç kapanmıyorsa muhtemelen yeterince türbülansla karşılaşmadınız demektir – uçuş saatiniz arttıkça mutlaka ufak da olsa kapanmalar göreceksiniz. Pasif güvenliği yüksek kanatlar bile, yeterince sert bir hava hareketinde kapanma yaşayabilir. Önemli olan, kanadın kapanma sonrası nasıl davrandığı ve pilotun bunu nasıl yönettiğidir. İyi huylu bir kanat, %50 asimetrik bir kapanmayı pilot müdahalesi olmasa dahi birkaç saniye içinde kendi kendine düzeltebilir. Ancak aynı kapanma, kötü pilot girişiyle çok daha büyüyebilir ve kontrolden çıkabilir. Bu nedenle, kanadınızın güvenilirliğine rağmen, SIV eğitimi alarak tüm bu senaryolara hazırlıklı olmalısınız. Unutmayın, en iyi kanat bile yanlış pilotajla tehlikeli hale gelebilir; tersine, doğru pilotaj birçok tehlikeyi daha oluşmadan engeller.Yanlış: “Yüksek performanslı kanatlar inanılmaz hızlı gider, eğer onlarla uçmazsam geride kalırım.” Gerçek: Yüksek hız ve süzülüş değerleri kağıt üzerinde cazip gelse de, gerçek hayatta bu hızın ne kadarını kullanabileceğiniz belirsizdir. Çoğu pilot, türbülanslı havada yüksek performanslı kanadının maksimum hızını (speed bar sonuna kadar) kullanamaz çünkü kanat çok “oynar” ve korkutucu olabilir. Dolayısıyla pratikte, kullanılabilir hız genelde ideal koşullardaki teorik hızdan düşüktür. Ayrıca şartlar güçlüyse, yüksek performanslı kanatlar ancak avantaj sağlar; hava sakin veya zayıfsa, düşük sınıf kanatlar da aynı mesafeleri biraz daha uzun sürede katedebilir. Pilotlar genelde havada birlikte uçarlar ve bir grup içinde en yavaş kanat sizdeyse rüzgâra karşı biraz dezavantajınız olabilir – fakat bu noktaya gelene dek zaten epey deneyim kazanmış olmanız gerekir. Özetle, başlangıç ve orta seviye için kanat performansı ikinci plandadır; asıl mesele emniyetle uçuşu sürdürmek ve öğrenmeye devam edebilmektir.SonuçYamaç paraşütünde güvenli ve keyifli bir uçuşun sırrı, kendini tanımakta ve uygun ekipmanı seçmekte yatar. Bu spor, ciddiye alınması gereken bir havacılık disiplinidir. Doğru kanat seçimini yapan bir pilot, kariyeri boyunca hem güvenle uçar hem de uçuşundan keyif alır. Buna karşın, yanlış sebeplerle (yanlış inanışlar veya çevre baskısıyla) yapılan hatalı bir kanat seçimi, pilot şanslıysa sadece korkup spordan soğumasına, şanssızsa ciddi bir kazaya yol açabilir.Sonuç olarak, mitlere değil gerçeklere kulak verin. Kendinizi geliştirmeye odaklanın, güvenliğiniz için zamanında eğitim ve pratik yapın. Unutmayın ki “en iyi” kanat, sizin seviyenize ve ihtiyaçlarınıza en uygun, sizi yormadan ilerlemenizi sağlayan kanattır. Yamaç paraşütü uzun soluklu bir yolculuktur; doğru ekipman ve doğru bilgiyle, bu yolculuğun tadını hem yeni başlayan hem de tecrübeli bir pilot olarak güvenle çıkarabilirsiniz.Uçuşlarınızda emniyetli ve keyifli havalar!

Kategoriler

Podcast

Etiketler

,

Servet adlı kullanıcının avatarı

Servet Tümünü göster

Yamaç paraşütüne 2006 senesinde başladım. Gökyüzünü birlikte paylaştığım arkadaşlarıma daha emniyetli ve keyifli bir havacılık deneyimi yaşamaları için bugüne kadar edindiğim bilgi ve tecrübelerimi sunmak istiyorum.

Yorum bırakın