İçeriğe geç

MacCready Teorisi-3

MacCready teorisine göre güçlü koşullar yüksekliği feda ederek çok daha hızlı uçmamıza izin veriyor. Çünkü yükseklikten dolayı sahip olduğumuz potansiyel enerjiyi güçlü termikler sayesinde tekrar geri çok kolay kazanabiliyoruz. MacCready teorisinden önce de pilotlar bastırıcıda ve güçlü koşullar altında hızlı uçulması gerektiğini biliyorlardı. Fakat bunu matematiksel bir kesinlik ile ifade edip bir teori haline getiren ilk kişi Paul MacCready idi.

Teoriye göre, süzülüşte harcadığımız enerji ile tırmanma fazında kazanacağımız enerjiyi birbirine eşitleyeceğimiz bir hızda uçmamız gerekir. Eğer bir sonraki termikte 3 m/sn hızla yükseleceğeni tahmin ediyorsan oraya doğru süzülürkende en fazla 3 m/sn hızla çöken havanın içersinde uçarken kullandığın optimum hızı kullanmalısın.  Esasında bir bastırıcı içerisinde kullandığın optimum hız ile MacCready teorisindeki termikler arasında kullanacağın optimum hız birbiriyle ilişkilidir. Bu yüzden öncelikle bastırıcıda kullanmamız gereken optimum hızı iyi anlamamız gerekir.

Bastırıcılarda hızlanmamız gerekir. Hızımız arttığı zaman çöküşümüzde artar. Hem bastırıcıda çökerken birde hızlanarak çöküşümüzü arttırmak ilk bakışta mantıksız gibi gözükebilir. Fakat hızlanarak yani bastırıcıda daha az süre harcayarak yüksekliğimizi korumaya çalışırız. Burada da esasında yükseklik ile zamanı takas ederiz.. Bu takasta zarar etmemek için bastırıcının büyüklüğüne uygun bir hızda hızlanmamız gerek aksi takdirde hızlanırken kaybettiğimiz yükseklik, kazanmış olduğumuz zamandan daha büyük olur ve zarar ederiz.

Pratikte bastırıcılarda kullandığımız hızları kıyas yaparak termikler arası süzülüşteki optimum hızlarda kullanabiliriz diyerek bu faslı ilerde daha ayrıntılı bir şekilde açmak üzere ara verip süzülüş kısmını bitirip Tırmanma fazına geçelim. Ve bir alıntı ve bir anı ile mevzuya geçelim.:)

Darren Arkwright der ki “Ortalama Xc hızını arttırmak için, termikler arasındaki mesafeyi optimum hızda uçmaktan çok daha önemli olan şey o günün en güçlü termiklerinde tırmanmaktır.”

Sanırım yaklaşık 4 sene önce idi. Kırkızda tek başıma yaptığım bir uçuş nasıl daha hızlı uçarım sorusu ile yüzleşmemi sağlamıştı. Meteorolojiye göre rüzgar çok zayıf olsa dahi termik kalitesi açısından harika bir hava olacağını gösteriyordu. Kimseyi bulamadığım için tek başıma gitmek zorunda kalmıştım. Bir ihtimal havanın güzel olduğunu görüp gelen başka bir grup ile tepede karşılaşmayı umuyordum fakat benden başka kimse yoktu. Rüzgar o kadar zayıftı ki neredeyse sıfır rüzgara kanat çekmek zorunda kaldım. Tepeden ayrıldıktan hemen sonra güzel bir termiğe girip maximum yaptım. Hava o kadar güzel çalışıyordu ki süzülüşe geçtiğimde çok geçmeden başka bir termikle karşılaşıyor ve tosladığım her termiği dönüyordum. Hem de öyle bir dönüyordum ki yemek yerken aman tabakta bir şey kalmasın çocuğum sonra arkandan ağlar öğüdü ile büyümüş bir nesil olarak aman zayi olmasın deyip termiği dibine kadar dönüp geride hiçbirşey kalmadığından emin olup öyle ayrılıyordum.:) Lakin ben rastladığım her termiği dönmekten, döne döne helak olmuş, yorulmuş ve neredeyse 4 saat zaman geçmesine rağmen az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş ve ancak bir arpa boyu kadar yol alabilmiştim. Uçuş bittiğinde doğrusal mesafem 38 km Olc 75 km civarındaydı. İndiğimde bariz olarak bir yerde hata yaptığımın ve uçuş tarzımı artık değiştirmem gerektiğinin farkındaydım. Havada kal ve Yüksek Uç tutumu güzel bir günü verimli bir şekilde kullanmamı engellemişti. Rüzgarın zayıf olması mesafe alma konusunda daha bilinçli kararlar alma sorumluluğunu tamamen benim insiyatifime bıraktığı için birçok zafiyetimin farkına varmamı sağlamıştı. Hangi termikleri dönmeli ? Hangilerini atlamalıydım ? Ne zaman tırmanmak için durmalı ? Ne zaman süzülmeliydim ? Döndüğüm bir termiği ne zaman bırakmalıydım ? gibi sorulara tutarlı bir cevap verecek bir teoriden yoksun olduğum için iyi bir günde çuvallamıştım. Daha sonra MacCready teorisi ile karşılaşınca daha çok termikler arası süzülüş hızına vurgu yapılarak anlatılan bu teorinin bu soruların cevabını da içerdiğinin farkına vardım.

Bir sonraki yazımda kaldığımız yerden devam edicem. En heyecanlı yerinde kaldı farkındayım. 🙂 Görüşmek üzere…

Servet Yalçınkaya

Servet Tümünü göster

Yamaç paraşütüne 2006 senesinde başladım. Gökyüzünü birlikte paylaştığım arkadaşlarıma daha emniyetli ve keyifli bir havacılık deneyimi yaşamaları için bugüne kadar edindiğim bilgi ve tecrübelerimi sunmak istiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: